TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan: “Müritlik Marksizm’e ihanettir, örgütsüz aydın savrulur”

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV'de yayınlanan Komünist Bakış'ta, geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz Yalçın Küçük’ün ölümünün ardından yapılan tartışmaları ele alarak aydınlar üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Yalçın Küçük’ün neden bu kadar tartışıldığına ilişkin soruyu yanıtlayan Okuyan, "Tartışılması doğal ancak bu şekilde tartışılması doğal değil. Bu kadar çok tartışılan birinin cenazesi daha kalabalık olmalıydı" dedi.

Cenazelerin özellikle Türkiye solu için eski anlamını yitirdiğini söyleyen Okuyan, "Anlamlı değerlendirmeler, içeriği dolu eleştiriler de oldu ama ana gündem Yalçın Küçük'ün paltosu, atkısı, kalpağı tartışıldı. Bilimsel özelliklerin bu kadar gündeme gelmesi içeriksizleştirmeyi gösteriyor" diye konuştu. Cenazedeki askerlerin eleştirilmesine ilişkin de konuşan Okuyan, Silahlı Kuvvetler'in protokolü ve Küçük'ün gazi kimliğini hatırlattı. 

Çok uzun süreli bir siyasi mücadelenin düz bir hatta ilerleyemeyeceğini söyleyen Okuyan, Küçük'ün "sert virajlar aldığına" da dikkat çekti ve ekledi:

Türkiye'de hep bir devrimci iktidar arayışı içerisindeydi. Keskin dönüşleri de hep bununla ilgiliydi. Ancak o dönüşleri tutarsız. Tutarlı olduğunu söyleyenler mürit olabilir. Müritlik marksizme yabancı bir olgu. 'Yalçın Küçük'ün her söylediği doğrudur' derseniz sallabaş olursunuz. Dediğim gibi bu düşüncelerinin arkasında çok samimi bir devrimci iktidar arayışı olduğunu biliyorum. Bu da çok önemlidir, Türkiye'de düşünce üreten herkesin yapabildiği bir şey değildir."

Yalçın Küçük'ün zaman zaman yarattığı yayın kolektifleri dışında bilinen anlamda bir örgütlenme içerisinde olmadığını söyleyen Okuyan, "İstisnası 12 Eylül öncesi 2.TİP'ti ağırlıklı olarak orada sivrildi. Sonra 78-82 arasında birlikte bir örgütlülüğün parçası olduk. 82'deyse şunu gördük, Küçük'le bir kolektif yapıda olmak çok zor. Küçük de o dönem toplumsallığı olan bir yapı olmadığı için fazla özgür hareket etmeye başladı. Bu bir eleştiri değil, öte yandan da siyaset örgütlü yapılır" dedi.

'Yalçın hoca bir örgüt boşluğunu kendisi doldurmaya kalktı, bu imkansız bir iş'

Kemal Okuyan şöyle devam etti:
"Yalçın hoca bir örgüt boşluğunu kendisi doldurmaya kalktı. Bu imkansız bir iş. Ben bunun siyasi yapılar içerisinde de yapılabileceğine inanmıyorum. Bu durum üretkenliğini çok artırdı ancak bu da onu dağıttı. Çok daldan dala atladı. Kendi başına hareket etmenin dezavantajları yüzünden bu kadar çok üretti. İnsan örgütlü olmayınca daha zikzaklı hareket eder. Bir devrimci örgüt her virajı almaz; bazen frene basar, bazen başka bir yoldan gider. Filtreler ortadan kalkınca Yalçın hoca çok rahat hareket etti. Bunun takipçisi olunamaz, olursan mürit olursun."

Yalçın Küçük'ün her keskin virajda yeni karşıtlar edindiğini vurgulayan Okuyan, Küçük'ün aynı zamanda hayatı boyunca yeni dostluklar ve ittifaklar aradığını söyledi. "Hayatı boyunca devrimi bu nedenle de keskin dönüşler yapmayı göze alan birinin hayranı olanlar az sekter olmalıdır" dedi. Bu durumun Küçük'ü değersizleştirmediğinin altını çizen Okuyan, "Çok üreten biri aynı noktada zaten hiçbir zaman duramaz" ifadelerini kullandı. Bu düzeyde bir aydının yanlışlanmış tezlerinin normal olacağına dikkat çekti, "Çok yararlı bir aydın olduğu gerçeğini değiştirmez" dedi.

'Aydınlatma işlemi kolektif bir mecrada akar'

Okuyan, bugünün Türkiye’sinde aydına düşen görevlere dair şunları söyledi:

“Türkiye'de sol hak ettiğinin altında bir yerde duruyor. Bu durum da aydının rolünü tartışmalı hale getiriyor. Marksist damar kurumuş değil. Aydınlatma işlemi kolektif bir mecrada akar, kişisel rol ne olursa olsun.

Örgütlü olmayan aydın, aydın değildir demiyorum. Ancak Türkiye'de devrimci, marksist aydınların siyaset ilişkisinde önemli bir sorun ortaya çıkıyor: CHP referansı. Çünkü aydın eninde sonunda siyasetle ilişkilenirken, kendi düşüncelerini de başkalarına da taşımak istediği için, CHP aydınlar için verimli bir zemin oluşturmadı. Böyle olunca CHP bir konfor alanı haline geldi. Aydının toplumla ilişkisinden 'CHP prizmasından geçmek' gibi bir mesele ortaya çıktı. Yalçın Küçük hayatı boyunca CHP'den uzak durduğu için özel bir aydındır.

Marksist bir işçi önderine CHP'de yer yoktur ama marksist bir aydına yer açabilir çünkü o kişiye ihtiyacı vardır. DEM Parti de benzer bir durum içerisine girişti."

'Aydınlar dilekçesi çok tarihi bir müdahaledir, büyük iz bırakmıştır'

Örgütlü mücadeleye dahil olmayan aydınların, örgütlü mücadele içerisinde olması gerektiğini belirten Kemal Okuyan "Bu bir aydın sorumluluğudur" dedi.

Yalçın Küçük'ün 12 Eylül faşizmine karşı diğer aydınlarla birlikte ön ayak olduğu Aydınlar Dilekçesi'ni hatırlatan Okuyan, "Kenan Evren'i en çok sinirlendiren şeylerden biridir herhalde, delirdi. O çok tarihi bir müdahaledir, tek başına bir örgüt davranışıdır, büyük bir iz bırakmıştır" şeklinde konuştu.

'Türkiye'de aydın devrimci bir kuruluş misyonuyla hareket etmelidir'

Türkiye'nin bugünkü aydın birikimini de değerlendiren TKP Genel Sekreteri, Cumhuriyet döneminin ürünü olan ancak o dönemle sert hesaplaşmalara girip, bedel ödeyen ve işçi sınıfına gözünü diken kamucu karakterli bir aydın profili olduğunu hatırlattı. Bu profilin ortak özelliğinin çalışma disiplini ve üretkenliğinin çok yüksek olduğunu ancak yalnız olduklarını söyledi. "Bir aydının kendisi değil, tuttuğu ışık tartışılmalıdır" diye konuştu.

"Böyle bir kuşak vardı, bir bölümü siyasi misyonlar da üstlendiler" diyen Kemal Okuyan, şöyle devam etti:

“Evet bir dönem kapanıyor ama aydın bitmez Türkiye'de. Şimdi yeni misyonları var. Bu aydınların önemli rolü toplumcu düşüncenin kök salması konusunda gösterdikleri iradeydi. Artık Türkiye'de aydın devrimci bir kuruluş misyonuyla hareket etmelidir. Aydının tek başına öne çıkması yeterli değildir. Kendiyle baş başa kalarak eskisine benzer aydınlar çıkamaz. Ne yazık ki, bugün böyle bir tuzak var. Dolayısıyla Türkiye'de aydınlar bir siyasi misyonun parçası olmak zorunda. Dönem artık eleştiri, teşhir değil; sert bir tarihsel hesaplaşma dönemi. Bunu yapmak için konfor alanlarından çıkmak gerekiyor. Türkiye'de böyle bir aydın birikimi var."

TKP 1 Mayıs için ne diyor?

Kemal Okuyan, TKP'nin 1 Mayıs açıklamasına da değindi.

"4 merkezde kutlama kararı kolay alınmadı" diyen Okuyan, 1 Mayıslar'ın işçi sınıfının örgütlülüğüne ve siyasal etkisine yardımcı olup olmadığının belirleyici olduğunu kaydetti. TKP'nin 1 Mayıslar'a enerji taşıdığını ekleyen Okuyan, anlamını yitirmiş eylemlerin parçası olmayacaklarının altını çizdi.