Cengiz Holding’e Konya’da ‘Özel’ Zırh: Vergi Yok, Harç Yok, Engel Yok!

2023 yılında 3 milyar TL’lik proje bazlı teşvikle ödüllendirilen Eti Alüminyum, 2026’da ilan edilen "Özel Endüstri Bölgesi" statüsüyle dokunulmazlık kazandı. Konya Seydişehir’deki dev tesis, artık sadece vergi indirimiyle değil, bürokratik ve mali bir koruma kalkanıyla yönetilecek.

TEŞVİKTEN ‘İMTİYAZLI BÖLGE’ STATÜSÜNE

Eti Alüminyum’un 2023 yılında başlayan 3 milyar 10 milyon TL’lik yatırım yolculuğu, 2026 itibarıyla yeni bir evreye geçti. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile tesisin bulunduğu alan "Özel Endüstri Bölgesi" ilan edildi. Bu karar, projenin sadece "desteklenen bir yatırım" olmaktan çıkıp, devlet içinde adeta "özerk bir mali ada" haline gelmesi anlamına geliyor.

ADIM ADIM 'KIYAK' DOSYASI: NELER DEĞİŞTİ?

Şirket, 2023’teki proje bazlı yardımlarla zaten geniş imkanlara sahipti. Ancak 2026’daki "Özel Bölge" ilanıyla bu avantajlar katlanarak kalıcı hale geldi:

Ruhsat ve izin işlemleri yerel yönetimlerden alınarak doğrudan Bakanlık yetkisine devredildi. Hızlı izin süreciyle yatırımın önündeki tüm engeller kalktı. Mevcut %100 vergi indirimine ek olarak; harç muafiyetleri ve çok daha uygun arazi koşulları devreye girdi. Statü gereği Cumhurbaşkanı, bu bölgeye özel, mevcut teşviklerin bile ötesinde "ekstra" destekler tanımlayabilecek.

400 MİLYON DOLARLIK STRATEJİK HAMLE

Cengiz Holding, bölgede 400 milyon dolarlık bir ek yatırım dalgasıyla dökümhane ve haddehane kapasitesini artırıyor. Bu hamlenin temel hedefi, Türkiye’nin yıllık 600 milyon doları bulan yassı alüminyum ithalatını yerli üretimle ikame etmek. Şirket, özellikle savunma sanayisi ve ileri teknoloji sektörleri için kritik öneme sahip yüksek katma değerli ürünlere odaklanıyor.

MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜ: İŞÇİ HAKLARI VE ÖZELLEŞTİRME GEÇMİŞİ

Devletin sunduğu bu devasa mali konfora rağmen, Eti Alüminyum’un geçmişi tartışmalarla dolu. Özelleştirme sonrası Cengiz Holding’e geçen tesis; Düşük ücret politikaları, İşten çıkarmalar, Ve sendikal mücadelelerle sık sık gündeme gelmişti.

Kamuoyunda, milyarlarca liralık vergi ve enerji desteği alan bir şirketin, çalışan hakları ve toplumsal refah konusundaki tutumu ciddi bir eleştiri konusu olmaya devam ediyor.

KRİTİK SORU: KAMU YARARI MI, ŞİRKET KORUMACILIĞI MI?

Ekonomi kulislerinde bu karar iki farklı şekilde okunuyor. Hükümet kanadı, hamleyi "cari açığı kapatacak stratejik bir sanayi hamlesi" olarak savunurken; muhalefet ve bazı iktisatçılar, kamu kaynaklarının belirli sermaye gruplarına "muafiyet kalesi" inşa etmek için seferber edildiğini vurguluyor.