Adalet Bakanı Akın Gürlek: 75 ilde 638 faili meçhul dosya yeniden açılıyor!
OVP’DE 2026 NİSAN İŞARET EDİLMİŞTİ
Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında kamuoyuna yansıyan hedefler, 2026 yılının Nisan ayından itibaren çalışanların maaşlarından zorunlu bir kesinti yapılmasını öngörüyordu. Yeniçağ TV’de Gülay Tuncel’in sorularını yanıtlayan Özgür Erdursun, kağıt üzerindeki bu planın sahadaki ekonomik gerçeklerle sert bir şekilde çatıştığını vurguladı.
"CAYMA HAKKI" ELDEN GİDİYOR: BES VE TES ARASINDAKİ KRİTİK FARK
Erdursun, mevcut Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile getirilmek istenen TES arasındaki en büyük tehlikeye dikkat çekti. Mevcut sistemde (BES) çalışanlar maaşlarından yapılan yüzde 3'lük kesintiden 2 ay içinde "cayma hakkını" kullanarak vazgeçebiliyor. Ancak TES modelinde bu kapının tamamen kapatılması ve kesintinin "zorunlu/daimi" hale getirilmesi planlanıyor.
ASIL AMAÇ: KRİZİN FİNANSMANI İÇİN DEV KAYNAK YARATMAK
Sistemin perde arkasındaki niyetini deşifre eden Erdursun, çarpıcı bir iddiada bulundu. Uzmana göre bu kesintilerin asıl hedefi, çalışanların geleceğini güvence altına almaktan ziyade, kontrolü tamamen hükümetin elinde olan trilyonlarca liralık devasa bir fon oluşturmak. Erdursun, bu kaynağın ekonomik krizin finansmanında bir "can simidi" olarak kullanılmak istendiğinin altını çizdi.
VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ DİBE VURDU: "HÜKÜMET BU TOPA GİREMEZ"
Çalışanların "Her ay maaşım daha da mı azalacak?" korkusuna yanıt veren Erdursun, konjonktürün böyle bir hamleye izin vermeyeceğini savundu. Alım gücünün bittiği ve enflasyon baskısının halkı bunalttığı bir ortamda, maaşlardan yapılacak ek bir kesintinin siyasi faturasının çok ağır olacağını belirterek şunları söyledi:
"Vatandaşın cebinde harcayacak parası kalmamışken, hükümetin bu denli riskli bir adımı atması siyasi intihar olur. Seçim atmosferi ve toplumsal tepki, bir anlamda milletin imdadına yetişti."
MÜJDELİ HABER: "ŞİMDİLİK ENDİŞE ETMEYİN"
Resmi belgelerde 2026 yılı işaret edilse de, hükümetin sessizliğe gömüldüğünü ifade eden Özgür Erdursun, milyonları rahatlatan o cümleyi kurdu:
"Kimse şimdilik endişe etmesin. Maaşlardan yapılması planlanan o zorunlu kesinti, mevcut ekonomik ve siyasi iklimde yakın vade için rafa kalkmıştır."
Özgür Erdursun’un çıkışı, ekonomi yönetiminin OVP hedefleriyle halkın cüzdanı arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi. Görünen o ki, 2026’nın "zorunlu birikim" planı, hayat pahalılığı duvarına çarparak durdurulmuş durumda.
"BU BİR EMEKLİLİK SİSTEMİ Mİ, YOKSA KIDEM TAZMİNATININ TASFİYESİ Mİ?"
Özgür Erdursun’un "rafa kalktı" müjdesinin ardından, konunun bir diğer boyutu olan kıdem tazminatı riskine de dikkat çekmek gerekiyor. Ekonomist Doç. Dr. Oğuz Demir, TES tartışmalarının aslında çalışanların en büyük güvencesi olan kıdem tazminatını hedef aldığını savunuyor.
KIDEM TAZMİNATI FONDA MI ERİYECEK?
Doç. Dr. Oğuz Demir’e göre, hükümetin TES ısrarının altında yatan temel motivasyonlardan biri, işveren üzerindeki kıdem tazminatı yükünü bir fona devrederek "likidite" sağlamak. Demir, şu kritik uyarıda bulunuyor:
"Vatandaş sadece maaşından yapılacak yüzde 3'lük kesintiye odaklanıyor ancak asıl büyük tehlike, kıdem tazminatının bu fona dahil edilerek bireyselleştirilmesidir. Bu durum, işçinin işten çıkarıldığında toplu para alma hakkının zamana yayılması ve paranın enflasyon karşısında erimesi riskini taşır."
"EKONOMİNİN YAKITA İHTİYACI VAR, YAKIT ÇALIŞANIN CEBİNDE"
Demir, Özgür Erdursun’un "kaynak yaratma" analizine katılarak, bütçe açıklarının ve kamu borçlanma maliyetlerinin arttığı bir dönemde iktidarın "ucuz ve uzun vadeli kaynak" arayışında olduğunu belirtiyor. Ancak Demir’e göre de zamanlama hatalı:
"Halkın temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı bir dönemde 'zorunlu tasarruf' dayatmak, iç tüketimi tamamen durdurabilir. Bu da ekonomiyi soğuturken toplumsal huzursuzluğu patlatır."
İKİ UZMANIN ORTAK PAYDASI: SEÇİM BARAJI
Her iki uzman da hükümetin geri adım atmasındaki en büyük etkenin "sandık korkusu" olduğu konusunda birleşiyor. Özgür Erdursun sistemin "siyasi riskler" nedeniyle rafa kalktığını belirtirken, Oğuz Demir de "Halkın cebine doğrudan dokunan her el, sandıkta karşılığını bulur. İktidar bu riski göze alamaz," değerlendirmesini yapıyor.
DOSYA ŞİMDİLİK KAPANDI
Mevcut tabloda; Özgür Erdursun’un "Alım gücü bu haldeyken imkansız" çıkışı ile Oğuz Demir’in "Kıdem tazminatı kırmızı çizgidir" uyarısı birleştiğinde, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin 2026 hedefinden saptığı görülüyor.